BİFO Konserleri: Baharda Şehrin Senfonik Hafızası
Şehrin senfonik hafızasını bahar sezonunda da sürdüren Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) konser programını mercek altına alıyoruz.
Tüm BMW
Modelleri
Tüm MINI
Modelleri
Tüm RANGE ROVER
Modelleri
Tüm BMW MOTORRAD
Modelleri
Şehrin senfonik hafızasını bahar sezonunda da sürdüren Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) konser programını mercek altına alıyoruz.
Credit: Borusan Sanat
Şehirde klasik müzik konserleri, sezon boyunca şekillenen bir kültürel akışla varlığını sürdürüyor. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), bu akışı yıl geneline yaydığı programıyla şekillendiren başlıca yapılardan biri. Uluslararası şefler ve solistlerle iş birlikleri kurarak, klasik repertuvarın temel eserlerinden 20. yüzyıl bestecilerine ve çağdaş yorumlara uzanan çok katmanlı bir seçki sunuyor.
Bahar sezonuna gelindiğinde ise bu program kendi içinde daha belirgin bir rota izliyor. Nisan ve Mayıs aylarında gerçekleşen konserler; ulusal ve evrensel müzik dillerinin bir araya geldiği Birleşen Ufuklar, 20. yüzyılın farklı estetiklerini buluşturan Yirminci Yüzyılın Ezgileri, anlatı odaklı bir müzik deneyimi sunan Masalsı Yolculuk ve sezonu güçlü bir finalle kapatan Beethoven 9 duraklarını takip ederek sezonun bütünsel yapısını görünür kılıyor.

Credit: Borusan Sanat
Sezonun bu durağı, müziğin farklı coğrafyalar ve kimlikler arasında kurduğu bağı merkezine alıyor. Onursal şef Gürer Aykal yönetimindeki bu konser, ulusal müzik dilinin evrensel repertuvarla nasıl yan yana gelebileceğini gösteren güçlü bir yapı kuruyor.
Program, Sibelius’un Finlandiya, Op. 26 eseriyle açılıyor. Ulusal kimlik ve bağımsızlık fikriyle özdeşleşen bu eser, daha ilk anda müziğin kültürel taşıyıcılığını hissettiriyor.
Ardından gelen Beethoven’ın 4. Piyano Konçertosu ise programın duygusal omurgasını kuruyor. Klasik dönem içinde daha içe dönük ve şiirsel bir dil kuran bu eser, genç kuşak piyanistlerden Ferhat Can Büyük’ün yorumuyla teknik bir gösteriden çok, incelikli bir anlatıya dönüşüyor.
Konserin ikinci yarısında Ahmed Adnan Saygun’un 5. Senfonisi ile yön yeniden değişiyor. Halk müziği motiflerini senfonik bir yapı içinde ele alan eser, yerel olan ile evrensel olan arasında kurulan dengeyi görünür kılıyor.
Bu konser, farklı müzik dillerinin birbirine temas ederek yeni bir anlam ürettiği bir geçiş alanı yaratıyor.

Credit: Borusan Sanat
Bu konser, 20. yüzyıl müziğinin farklı yüzlerini aynı akşamda görünür kılan bir yapı kuruyor. Carlo Tenan yönetiminde ve çağımızın en önemli keman virtüözlerinden biri kabul edilen Daniel Hope’un solistliğinde gerçekleşen program, romantik dönemden modernizme uzanan bir kırılma hattı çiziyor.
Elgar’ın Si minör Keman Konçertosu, bireysel duygunun en yoğun ve içe dönük ifadelerinden biri olarak konserin merkezini oluşturuyor. Eserin uzun soluklu yapısı ve katmanlı duygusal dili, Daniel Hope’un zarif ama güçlü yorumuyla daha da belirginleşiyor.
Ardından gelen Şostakoviç’in 6. Senfonisi ise bu duygusal yoğunluğu bilinçli bir şekilde parçalayarak daha keskin bir dünyaya geçiş yapıyor. Alışılmış senfoni formunu kıran yapısı, dinleyiciyi sürekli değişen bir ritim ve duygu hattı içinde tutuyor.
Finalde yer alan Nino Rota’nın La Passerella d’addio (8½ filminden) eseri ise konserin tonunu hafifletirken, sinema ile klasik müzik arasındaki geçirgenliği hatırlatan bir kapanış sunuyor. Böylece program, sadece dönemler arası değil, disiplinler arası bir geçiş de kuruyor.

Credit: Borusan Sanat
Bu konserde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası; şef František Macek yönetiminde ve genç kuşak piyanistlerimizden Salih Can Gevrek’in solistliğinde, klasik müziğin anlatı kurma kapasitesini odağına alıyor. Program, dinleyiciyi baştan sona bir hikâyenin içinde ilerliyormuş hissine taşıyan bir yapı üzerine kuruluyor.
Weber’in Freischütz uvertürü ile açılan konser, doğa ve doğaüstü arasındaki gerilimi güçlü orkestral renklerle kurarak atmosferi ilk anda belirliyor. Bu açılış, dinleyiciyi gerçeklikten hafifçe koparan bir giriş işlevi görüyor.
Ardından gelen Çaykovski’nin Romeo ve Jülyet uvertürü, müziğin dramatik anlatım gücünü zirveye taşıyor. Aşk, çatışma ve trajedi; tematik olarak net ama duygusal olarak yoğun bir yapı içinde ilerliyor.
Konserin finalinde yer alan Alexey Shor’un From My Bookshelf eseri ise bu klasik anlatıyı günümüze bağlıyor. Daha çağdaş bir dil üzerinden ilerleyen eser, önceki parçaların kurduğu atmosferi dağıtmadan, onu güncel bir bağlama taşıyor.
Solist Salih Can Gevrek’in şiirsel ve dengeli yorumu, konserin anlatı hissini daha da derinleştirerek programın bütünlüğünü güçlendiriyor.

Credit: Borusan Sanat
Sezonun kapanışı, klasik müziğin en güçlü kolektif anlatılarından biriyle yapılıyor. Beethoven’ın 9. Senfonisi, bireysel ifadeden çok ortak bir ses yaratma fikrine dayanan yapısıyla, bu programın doğal finali gibi konumlanıyor.
Carlo Tenan yönetimindeki bu konserde soprano Enkeleda Kamani, mezzosoprano Deniz Uzun, “altın tenor” olarak anılan tınısıyla tenor İlker Arcayürek ve bas Li Huanhong ile Transilvanya Devlet Filarmoni Korosu’nun katılımı, eserin ölçeğini sadece müzikal değil, mekânsal ve duygusal olarak da genişletiyor.
Eserin özellikle final bölümünde devreye giren koro, müziği bireysel bir dinleme deneyiminden çıkarıp paylaşılan bir ana dönüştürüyor. Bu an, sezonu kolektif bir zirveyle tamamlıyor.
Konserlerin öncesinde düzenlenen Aydın Büke ve Sibil Arsenyan söyleşileri ise bu deneyimi tamamlayan önemli bir katman oluşturuyor. 19.00–19.30 saatleri arasında gerçekleşen bu kısa buluşmalar, programın kavramsal arka planını açarak dinleyiciyi müziğe daha hazırlıklı ve derinlikli bir şekilde dahil ediyor.
BİFO’nun bahar sezonu, klasik müziği tekil etkinliklerden oluşan bir yapı olmaktan çıkarıp sürekliliği olan bir deneyime dönüştürüyor. Bir konserden diğerine ilerledikçe, dinleyici bu akışın kendisini takip etmeye başlıyor. Ve bu noktada İstanbul, yalnızca yaşanan değil, dinlenen bir şehir haline geliyor.