Dijital Sanat Nasıl Okunmalı?: Borusan Contemporary’den Bir Rehber
Borusan Contemporary’nin dijital sanatın güncel sınırlarını anlatan zengin koleksiyonunu; ışık, ses, veri ve mekân gibi temel unsurlarla birlikte ele alıyoruz.
Tüm BMW
Modelleri
Tüm MINI
Modelleri
Tüm RANGE ROVER
Modelleri
Tüm BMW MOTORRAD
Modelleri
Borusan Contemporary’nin dijital sanatın güncel sınırlarını anlatan zengin koleksiyonunu; ışık, ses, veri ve mekân gibi temel unsurlarla birlikte ele alıyoruz.
Credit: note thanun – unsplash.com
Dijital sanat, yazılımdan mekâna yayılan sese, hareketli ışıklardan fiziksel yerleştirmelere uzanan farklı araçları bir araya getirebilen çağdaş bir üretim alanı. Günümüzde dijital bir sanat eseri; video, ses, yazılım, ışık, sensör, motor, veri ve fiziksel malzemeleri aynı bünyede buluşturarak çok katmanlı bir yapıya dönüşüyor. Farklı disiplinlerin ve teknolojilerin iç içe geçtiği bu üretimler, sanatın sınırlarını yeniden çiziyor.
Geleneksel bir tablo ya da heykel karşısında sıklıkla sorduğumuz "Bu eser neyi temsil ediyor?" sorusu artık tek başına yeterli değil. Dijital bir yapıtın karşısındayken odak genişliyor; "Bu eser nasıl çalışıyor, çevreye ve bana neye göre tepki veriyor, beni bu deneyime nasıl dahil ediyor?" soruları ön plana çıkıyor. İzleyici, pasif bir gözlemci olmaktan çıkıp sürecin aktif bir parçası haline geliyor.
Geçmişi 1990’lara uzanan Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu, 2011’de Borusan Contemporary’nin kurulmasıyla yeni medya sanatına doğru belirgin bir yönelim kazandı. Türkiye’nin ilk IACCCA üyesi kurumsal sanat koleksiyonu olarak bugün 800’ü aşkın eseri bünyesinde barındıran koleksiyon; Borusan Contemporary’nin sergi ve programları aracılığıyla dijital sanatı deneyimleme biçimleri için güçlü bir zemin sunuyor.
Sürekli genişleyen koleksiyon; Rafael Lozano-Hemmer, Daniel Rozin, Manfred Mohr, Mika Tajima ve Marina Zurkow gibi uluslararası isimlerle Cevdet Erek, Burak Arıkan, Erdal İnci ve Pınar Yoldaş gibi Türkiye sanat sahnesinden farklı kuşakları aynı çatı altında buluşturuyor.
Ayrıca Borusan Contemporary’nin yayınları; belirli sergileri, sanatçı pratiklerini ve sanat ile teknoloji arasındaki ilişkileri farklı açılardan ele alıyor. Burada ise Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçili eserler üzerinden, yeni medya yapıtları karşısında kullanılabilecek erişilebilir bir yorumlama yöntemi sunuyoruz.

Credit: Kevin Grieve – unsplash.com
Video, ses, hareketli görüntü ve yazılım tabanlı pek çok yeni medya yapıtının süresi belli: Döngüler, tekrarlar, değişen sekanslar ve ritmik hareketler, eserin anlamını kuran temel unsurları oluşturuyor. Bu noktada önemli olan, yapıtın karşısında zaman geçirmek, hareketin başlangıcını, tekrarlarını ve süreç içindeki değişimini gözlemlemek oluyor.
Yani tek bir görüntü üzerinden değerlendirmek yerine başlangıç ve bitiş noktalarını, döngü yapılarını ve izleyicide yarattıkları duyguyu analiz etmek; dijital sanatı anlamanın bir parçası.
Etkileşimli yeni medya eserlerinde izleyici eseri yorumlamakla kalmayıp yapıtın görsel, işitsel ya da fiziksel davranışını etkileyen bir katılımcı haline gelebiliyor. Sensörler, kameralar, takip sistemleri ve farklı arayüzler; izleyicinin hareketini, mesafesini hatta biyometrik verilerini eserin sisteminde değerlendirerek onu bu deneyimin bir parçası haline getirebiliyor.
İzleyicilerin yapıtın karşısında durması, ona yaklaşması, etrafında dolaşması ya da belli bir sürede eserin karşısında yaptığı hareketlerin toplamı; eseri deneyimleme biçiminin bir parçası haline geliyor.
Yeni medya yapıtlarının önemli bir bölümü, mekânla büyük bir ilişki kuruyor. Ekranlar, hoparlörler, ışık kaynakları, sensörler ya da hareketli parçaların konumu, izleyicinin eseri nasıl göreceğini ve duyacağını doğrudan etkileyen faktörlerden
Bu nedenle eserin yerleştirildiği mimariyi, görüş mesafesini, sesin alandaki dağılımını ve izleyicinin hareket rotasını dikkate almak önemli. Küratörlerin devreye girdiği bu kriterde eserin anlamı, izleyici ile mekân arasında kurduğu ilişkide ortaya çıkıyor.
Bilgisayar ve yazılım tabanlı sanat eserlerinde, görünen görüntünün arkasında genellikle eserin nasıl işleyeceğini belirleyen bir sistem bulunuyor. Kod, algoritma, veri akışı, sensörler ve donanımlar, yapıtın biçimini ve davranışını oluşturan sanatsal malzemeler haline gelebiliyor. Bu kaynaklara yeni medya eserlerinin tuval ve boyası denebilir.
Veri odaklı çalışmalarda sosyal medya paylaşımlarından çevresel ölçümlere uzanan büyük bir veri bulutu; ışık, renk ve harekete dönüştürülerek görünür kılınabiliyor. Sanatçı, fiziksel dünyada soyut kalan bu bilgi akışlarını görsel, işitsel ve mekânsal bir deneyime dönüştürüyor. Bu tür çalışmalarda verinin hangi kaynaktan elde edildiği, nasıl bir filtreleme sürecinden geçtiği ve sanatçının bu veriyi hangi kavramsal kurguyla izleyiciye sunduğu üzerine odaklanmak önemli.

Credit: Bengü Karaduman – borusancontemporary.com
Bengü Karaduman’ın Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan 2007 tarihli Mirror Shadows / Ayna Gölgeleri, 5 dakika 15 saniyelik sesli bir video çalışması. Video sanatında yapıtın anlamı tek bir görüntüde sabitlenmek yerine; görüntünün akışı, ses, kurgu ve süre içinde biçimleniyor.
Gerçeklik algısının çok katmanlı yapısına odaklanan Bengü Karaduman, gündelik hayatta karşılaştığımız somut durumların bilinç ve bilinçaltında nasıl yeniden tanımlandığını araştırıyor. Mirror Shadows / Ayna Gölgeleri gibi zaman temelli bir yapıtın karşısında izleyicinin görüntüler arasındaki ilişkileri, eserin ritmini ve süre içinde ortaya çıkan anlam değişimlerini takip etmesi, çalışmayla kurulacak ilişkinin önemli bir parçasına dönüşüyor.

Credit: Jim Campbell – borusancontemporary.com
Jim Campbell’ın Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan Home Movies, David adlı yapıtı, eski ev filmi görüntülerini LED ışıkları aracılığıyla düşük çözünürlüklü hareketli imgelere dönüştürüyor. Ayrıntıların silikleştiği çalışma, kişisel anıları ortak ve belirsiz bir hafıza alanına taşırken izleyiciyi eksik görüntüyü kendi algısıyla tamamlamaya davet ediyor.

Credit: Rafael Lozano-Hemmer – borusancontemporary.com
Rafael Lozano-Hemmer’in Sphere Packing eseri, binin üzerinde hoparlörden Bach’ın farklı bestelerini eş zamanlı sunan bu büyük ölçekli ses yerleştirmesi, izleyicinin içine girebildiği bir yapı kuruyor. Bu eserde müzik, dinlenen bir olgu olmanın ötesine geçerek izleyicinin konumuna ve mesafesine göre biçimlenen fiziksel bir ses ortamı oluşturuyor.

Credit: Burak Arıkan – borusancontemporary.com
Burak Arıkan’ın Collector Artist Network: Phase 1 adlı bilgisayar tabanlı ve etkileşimli yapıtı, özel sanat koleksiyonlarında yer alan sanatçılarla koleksiyonerler arasındaki ilişkileri bir ağ haritasına dönüştürüyor. 46 özel koleksiyondan elde edilen verilerle 738 sanatçı ve aralarındaki 3.256 bağlantıyı görünür kılan çalışma, sanat dünyasının çoğu zaman kapalı kalan ilişki yapılarını araştırıyor. İzleyici, etkileşimli harita üzerinde farklı düğümleri ve bağlantıları inceleyerek ağ içindeki kesişimleri keşfedebiliyor. Böylece veri, sanat dünyasındaki statü, ayrıcalık ve güç ilişkilerini tartışmaya açan görsel ve kavramsal bir malzemeye dönüşüyor.

Credit: teamLab – borusancontemporary.com
Çiçeklerin açma ve solma döngülerini sonsuz bir dijital çevre olarak sunan Flowers & People, doğa ile teknolojiyi aynı sistemde buluşturuyor. Etkileşim, bir düğmeye basmaktan öte izleyici, zaman ve mekân arasında sürekli yenilenen canlı bir ilişki kuruyor.
Dijital sanatı anlamak, karmaşık teknik kodlara hâkim olmaktan ziyade eserin sergilediği dinamik davranışları ve kurduğu etkileşimi gözlemlemeyi gerektiriyor. Bu süreci doğru deneyimlemek için izleyicinin eserin etrafında aktif olarak hareket etmesi, mekândaki sesleri dinlemesi ve zamana alan açması büyük önem taşıyor.
Burada teknoloji, algı, beden, veri, hafıza ve mekân üzerine yeni sorular açıyor. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu ise sunduğu geniş yelpazeyle dijital sanatı farklı dönemler, coğrafyalar ve üretim biçimleri arasındaki ilişkiler üzerinden bütünsel bir bakışla okunabilir kılıyor.